bayan baketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayan baketbol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Nisan 2011 Pazar

Herşeye Rağmen Şampiyon !

Başta Zeki Çol ve Hıncal Uluç olmak üzere kaliteli Türk Basını ve doping olayında kestikleri ahkamlara rağmen,
Hala nasıl görevinin başında olduğunu anlayamadığım Turgay Atasü'ye rağmen,
Basketbol Federasyonuna rağmen,
Korkulu rüyalar gören rakiplere rağmen,
Hacettepe'ye toz konduramayan Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül'e rağmen,
Aklı sıra komik introlar hazırlayıp gerçek ortaya çıkınca suspus kalan bazı forumlara rağmen,
Tüm Fenerbahçe düşmanlarına rağmen,
Her şeye rağmen...
FENERBAHÇE
üst üste 6.kez
ŞAMPİYON

Teşekkürler cesur yürek "Birsel Vardarlı",
Teşekkürler herkes yıldığında bile yılmayan "Nevriye Yılmaz",
Teşekkürler kötü geçirdiği sezonda şampiyonluğu getiren "Hana Horakova",
Teşekkürler içimizden biri haline gelen "Ivana Matovic",
Teşekkürler bir anda sevgilimiz haline gelen "Angel MC Coughtry",
Teşekkürler "Şaziye", "Esmeral", "Nevlin",
Teşekkürler canımız ciğerimiz "Penny Taylor",
Teşekkürler bu forma için varını yoğunu ortaya koyan, ama bizim kendisine layık olamadığımız "Diana Taurasi",
Teşekkürler "En büyük Fenerbahçe" derkenki içtenliği gözlerinden okunan koç "Ratgeber"
 Teşekkürler Kraliçeler.

Bu daha bir,
Darısı diğer branşlara...

7 Mart 2011 Pazartesi

Dönmüyorlarmış !

Ey blog yazarı ! Ne demiş ataların: 
"Büyük lokma ye, büyük laf etme" 
Güvenilir kaynağımıza duyduğumuz inançla büyük konuştuk.
Herkese inat  "Dönüyorlar" dedik.

Ancak kaynağımız, maalesef bu kez bizi yanılttı. 
Dee, ilk geleceğinde de ondan duymuştuk.
Şimdi de varsın o, yanıltsın.
Bu entry de "bu blog yazarının vahim hatası" olarak kayıtlara geçsin...
Okurlarımızdan özür dileriz...

6 Mart 2011 Pazar

Dönüyorlar !

Biraz klişe bir tabirle çok güvendiğimiz kaynaklardan aldığımız bilgilere göre Diana da Penny de dönüyor ve gelecek hafta Türkiye Kupası finallerinde sahada olacaklar.

Başta Zeki Çol ve Hıncal Uluç olmak üzere kaliteli Türk Basını  ve kestikleri ahkamlara inat,
Hala nasıl görevinin başında olduğunu anlayamadığım Turgay Atasü'ye inat,
Basketbol Federasyonuna inat,
Mahmut Uslu artığı Didem Akın!a inat,
Korkulu rüyalar gören rakiplere inat,
Hacettepe'ye toz konduramayan Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül'e inat,
Aklı sıra komik introlar hazırlayıp gerçek ortaya çıkınca suspus kalan bazı forumlara inat,
Tüm Fenerbahçe düşmanlarına inat
dönüyorlar.
Arkalarından sallayanlara ağızlarının payını vermeye dönüyorlar. 
Yine aşağıdaki videodaki gibi coşmaya, coşturmaya dönüyorlar.


23 Şubat 2011 Çarşamba

Vicdanınız Rahat mı?

Bu sene tarihin en iyi kadrosunu kurmamızın ardından başımızdan geçen inanılması güç trajik olaylarda çeyrek final belalımız, son dört yılın Euroleague şampiyonu Spartak Moskova ile bir kez daha hem de 1-8 eşleşmesi ile karşılaşacak olmamız son halka idi. Ancak bu kez yaşanan onca olumsuzluğa karşın inancımız yüksek, güvenimiz tamdı, erkenden Kadıkoy'e geçip Caferağa'daki yerimizi de aldık. 


Maçın başında birkaç dakikalık bocalamanın ardından hücumda Nevriye ve Matovic'in ritmini bulması ve sert diri savunmamızla umduğumuz gibi maçın kontrolünü elimize geçirdik ve bu durum devreye kadar devam etti ve devreyi 47-31 önde tamamladık. İkinci yarıya ise resmen "ölü toprağı" ile başladık. Savunma sertliğini yitirmeyi bırakın, çoğu sayıda rakibe engel olmaya yeltenen bile olmadı. S.Moskova'nın alan savunmasına karşı tüm kısaların gösterdiği akıl almaz kötü performansa uzunların yorgunluk belirtileri sonucu etkinliğini kaybetmesi de eklenince fark hızlıca periyot sonunda 5-6 sayılara kadar indi. Bu  süreçte koçun Nevriye-Matovic ikilisini Sutton Brown ve Nevlin ile hiç yedekleyip dinlendirmeyi denememesi ve mola almakta çok gecikmesi olumsuz etkenlerdi. Üçüncü periyotta maçı çevirebileceği inancını kazanan ve hücumda da savunmada da ritm tutturan S.Moskova periyot ortalarında öne geçti, daha sonra da farkı giderek açarak 86-78'lik galibiyetle sahadan ayrılarak tur için çok büyük bir avantaj yakaladı. 


Angel önderliğinde kısaların felaket hücum performansı, 40 dakika sahada kalan Nevriye-Matovic ikilisinin yorgunlukla oyundan düşmesi,  koç Ratgeber'in takımı adeta izlemesi, hakem üçlüsünün ikinci yarıya damga vuran ucuz ve ağır kararları mağlubiyeti getiren faktörler olarak sıralanabilir. Tabi olayın kökenine indiğimizde çok daha bütünsel sonuçlara varmamız mümkün, gelin bir vicdan muhasebesi yapalım:


-Bir önceki turda sırf Galatasaray ile eşleşildi diye böyle bir şube olduğunu hatırlayan ve salona sığmayan, ancak bugün çok daha kritik bir mücadelede takımını yalnız bırakan, salonun yarısını ancak dolduran Fenerbahçe taraftarı; vicdanınız rahat mı?
-Fenerbahçe'ye saldırmak için fırsat kollayan, Taurasi olayı ilk ortaya çıktığında mangalda kül bırakmayıp şimdilerde ortalarda görünmeyen kaliteli(!) Türk spor basını; vicdanınız rahat mı?
- Taurasi olayında uyulması gereken tüm hukuk kurallarını çiğneyen, "Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu 'Ben yaptım' demez. B numunesi çıktığında göreceğiz. Tüm yapanlar inkar eder." diyerek daha suçluluğu kesinleşmemiş birini suçlu ilan eden, burada yazamayacağımız pek çok hakareti adının önüne getirebileceğimiz TBF Sağlık Kurulu Başkanı Turgay Atasü; vicdanınız rahat mı?
-Türk ve dünya spor tarihinin en büyük skandallarından birine sebep olan, tam donanımlı(!) Hacettepe Doping Merkezi ve ilgili görevlileri; vicdanınız rahat mı?
-Fenerbahçe yönetiminin ve Taurasi'nin onca ısrarına rağmen B numunesinin Köln'de incelenmesini kabul etmeyen TBF Sağlık Kurulu; vicdanınız rahat mı?
-Görevde bulunduğu süre içerisinde yaşanan skandalların haddi hesabı olmayan ama ısrarla o görevinde kalmayı sürdüren, hatta bu uğurda başbakana 2010 Dünya Kupası sırasında referandumun final maçı gününde olmasını hatırlatarak "İnşallah çifte zafer yaşarız" diyebilecek kadar alçalan TBF Başkanı Turgay 
Demirel; vicdanınız rahat mı?
-Bayan basketbol şubesini açık ve net şekilde yönetemeyen, Taurasi ve Penny olaylarında olaya hakim kalamayan, transfer görüşmesinde "Biz Fenerbahçeli değiliz ki..." diyebilen, Mahmut Uslu artığı idari menajer Didem Akın; vicdanınız rahat mı?
-Konuşmaya gelince mangalda kül bırakmayan ama dünya spor tarihinin en büyük skandallarından biriyle karşı karşıya olup hala sorumluları istifa bile ettiremeyen, Turgay Demirel'e yıllardır verdiği desteğin nedenini bir türlü çözemediğim Fenerbahçe yönetimi; vicdanınız rahat mı?


Hepimiz oturup bir vicdan muhasebesi yapalım, bir Avrupa şampiyonluğumuzu nasıl heba ettiğimizi düşünelim. Sen, ben, o, hepimiz suçluyuz. Bir sorgulayın bakalım kendinizi: Vicdanınız rahat mı? 

16 Şubat 2011 Çarşamba

Yazıklar Olsun!

Skandalın haberini aldığımdan beri sinirden çıldırıyorum, federasyon ve hacettepe üniversitesi için lügatımın sınırlarını zorlayan cümleler sarf ediyorum. Bu saatten sonra ne yazsak ne desek ne anlatsak boş. Daha önce sözleşme feshedildiğinde biz de "Fenerbahçe'nin Dopingle İmtihanı" yazımızda Dee'nin masumiyetine olan inancımızı belirtmiştik. Kimileri de Fenerbahçe'ye akılları sıra "çakma" fırsatını her zaman olduğu gibi büyük bir iştahla değerlendirmişlerdi, şimdi gelin bu temiz sporcular(!) bu süreçte neler demiş bir göz atalım:


Varan 1:  TBF Sağlık Kurulu Başkanı olan Prof. Dr. Turgay Atasü
Beyimiz "Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Ben bugüne kadar böyle bir değişiklik görmedim. Çünkü bu testleri gerçekleştiren laboratuvar, pozitif çıkan sonuçları bir kaç kez tekrarlıyor. Taurasi bu duruma göre normalde 2 sene ceza alır. Dünya basketbolunun zirvesinde biri ama ne yapalım, o da kullanmasın. Hiçbir suçlu 'Ben yaptım' demez. B numunesi çıktığında göreceğiz. Tüm yapanlar inkar eder." diye buyurmuştu. Daha ikinci numune bile açılmadan Taurasi'nin cezasını veren, Hacettepe'nin tesislerini Avrupa'nın en iyisi olarak niteleyen şahıs şimdi huzurludur umarım. 
Varan 2: Forza Beşiktaş
Bazıları; kendi internet sitelerine akıllarınca "Bu gelmiş, bundan içmiş, bu yakalamış, bu da doping yapana 'istifa et' demiş" yazan komik olduğunu sandıkları girişler hazırlamıştır. 
Daha B numunesi açılmadan, dolayısıyla sporcunun suçluluğu kesinleşmeden “Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Çünkü testleri gerçekleştiren laboratuvar, pozitif çıkan sonuçları birkaç kez tekrarlıyor. Taurasi normalde 2 sene ceza alır”  açıklaması yapan Turgay Atasü'nün istifaya çağrılma sebebinin doping olayının ayyuka çıkması değil, Basketbol Federasyonu Sağlık Kurulu Başkanı olmasını hiçe sayarak yaptığı hukuka aykırı açıklamalar olduğunu anlayamayan ve "Değil Türkiye'de Avrupa'da bile alanında otorite olan bir bilim adamı" olunca insanları suçsuzluğu kesinleşmeden yargılama hakkının edinildiğini de sanan kitleler de oluşmuştur.


Varan 3: Türk Spor Basınının Güzide Yazarları
Ünal Özüak: "...Güzel güzel oynar, ESPN dergisine cüretkar pozlar verirken ne kalkarsın bu işlere.. İstanbul Üniversitesi maçı sonrası yapılan doping testi sonucu Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı oyuncusu Diana Taurasi'nin alınan idrar örneğinde WADA'nın yasaklı uyarıcı maddeler listesinde yer alan Modafinil'e rastlandı...Sezen'in şarkısında ki gibi "masum değiliz hiçbirimiz". O zaman ne yapacaksın? Önce kendi tencerenin dibine bakacaksın."
Hıncal Uluç: "...Basketbol federasyonunun, Fenerbahçelilerin idrar örneklerini Köln'e gönderilmesi isteğini kabul etmesi bir skandal, yüz karası. Ben Türkiye Doping Merkezi'nin yerinde olsam Fenerbahçe'yi de federasyon başkanını da mahkemeye verirdim.Çünkü bu bir aleni hakaret. Onlar çünkü şüpheli meselesi değil. Doping bir kimya olayı. Orada uluslararası dopingle mücadele ajansının akredite ettiği bir şeyde bu kimyasal araştırmanın yanlış yapılması söz konusu değil... "
Zeki Çol: "Hacettepe, testlerden yüzde yüzlük bir başarıyı tutturarak çıkmış bir merkez. Yetmiyor, WADA, Türkiye'de herhangi bir spor dalında, herhangi bir sporcunun örneğiymiş gibi, araya karıştırma yöntemiyle çok özel numuneleri de bu merkeze dolaylı olarak iletiyor. Hacettepe'nin son dönemlerdeki performansı bu anlamda da üst düzey...Yani Hacettepe'de sorun değil, bir yüz akı tablosu var."
Bu herifler için fazla kelam etmeye gerek yok, zaten muhtemelen söylediklerini inkar etme yüzsüzlüğünü her zaman olduğu gibi bir kez daha göstereceklerdir.


Varan 4: Gençlik ve Spor Genel Müdürü Yunus Akgül
Yunus Akgül, "Hacettepe Üniversitesi bünyesinde kurulan WADA (Dünya Anti Doping Ajansı) lisanslı Türkiye Doping Kontrol Merkezi’nin by-pass edilmesini eleştirerek “Ülke olarak bu laboratuarın kurulması için milyonlarca lira yatırım yaptık. Doping örneklerini nereye gönderirlerse göndersinler, farklı bir şey çıkmaz. Laboratuarımız dururken federasyonlarımızın başka ülkelere gidip laboratuar aramaları kesinlikle kabul edilemez!” demiş. Bu ülkede yapılan pek çok yatırım gibi demek ki bu laboratuar için yaptığınız yatırım da boşmuş, tabi bu olayın masumane olduğu ve herhangi bir komplo olmadığı varsayımıyla varacağımız sonuç. Beyimizin de Hacettepe için görüşlerini gözden geçirmesi gerek gibi görünüyor. 


Varan 5: Spor Kamuoyu
Genel manada spor kamuoyu, Fenerbahçe'nin anında gösterdiği irade ile hedeflerinden sapmayı göze alarak Taurasi'nin sözleşmesini feshetmesine rağmen ısrarla Fenerbahçe'ye vurmayı sürdürmüştür. Bu noktada Fenerbahçe "dünyanın en iyi oyuncusu" diye anılan bir ismi kaybetmeyi göze almıştır; ancak Fenerbahçe'yi samimiyet testine sokanların Hasan Şaş'ın doping cezası aldıktan sonra kaç sene Galatasaray forması giydiğini, Kerem Gönlüm'ün hala hangi takımın sporcusu olduğunu inceleyip ondan sonra kendi samimiyetlerini sorgulamalarını öneririm.


Varanların sayısını artırmak mümkün. Malum ağzı olan konuşuyor hele ki konu Fenerbahçe olunca ahlakçıların(!) , temizlikçilerin(!) sayısında ciddi bir artış yaşanıyor. 


Peki şimdi ne olacak?


--Henüz ikinci numune test edilmediğinde de görevini ihlal etmiş olan Turgay Atasü şimdi bu ayıp da eklenince TBF Sağlık Kurulu Başkanlığı görevinden istifa edecek mi?
--Bir sporcunun spor hayatını neredeyse yanlışlıkla(!) bitirecek olan Hacettepe Doping Kontrol Merkezi'ndeki sorumlular istifa edecek mi?
--Bir sporcu için hem de branşında dünyanın en iyisi olan bir sporcu için yapılabilecek en kötü karalama ve suçlamayı yapıp sonra "pardon, yanlışlık oldu yeaa" deme arsızlığını gösteren TBF'deki ilgili kurulun üyeleri istifa edecek mi?
--Artık görevi süresince olan skandalların aştığı Turgay Demirel istifa edecek mi?


Ben cevabını vereyim, bunların hiçbiri olmayacak. Suçlular hiçbir şey olmamış gibi arsızca, yüzsüzce, umarsızca, utanmadan görevlerine devam edecekler. Ve Avrupa şampiyonluğu hedefiyle Türk spor tarihinin herhangi bir branştaki en iyi takımlarından birini oluşturan Fenerbahçe mağduriyetiyle kalacak. Taraftar da Diana ve Penny'den kalan güzel günlerin hatıralarıyla yetinecek.
Bu skandalda suçu olan herkese koca bir Yazıklar Olsun! 




Not: Tüm bu skandallara, kadrodaki bunca değişikliğe, kısıtlı rotasyona rağmen; ciddiyetini kaybetmeden mücadelesini sürdüren, her maçta formanın hakkını sonuna kadar veren ve başarılı gidişatını sürdüren bayan basketbol takımını ve koç Ratgeber'i takdir etmek gerek, aynen devam!

24 Ocak 2011 Pazartesi

Her Hafta Böyle Olsun !

 Fenerbahçe Ülker: 83 - Banvit:70
    Dicle Üniversitesi: 0 - Fenerbahçe Acıbadem: 3
Çankaya Belediyesi: 2 - Fenerbahçe: 3
MP Antalyaspor: 0 - Fenerbahçe: 1
Tarsus Belediye: 67 - Fenerbahçe: 88


Boşuna söylemiyoruz Fenerbahçe SPOR Kulübü diye. Dünyada en popüler takım sporlarının hepsinde birden bu denli başarılı takım azdır. Yarıştığımız bu takım sporlarının hepsinde kazandığımız bir haftasonu geçirdik. Böyle devam etmek dileğiyle...

7 Ocak 2011 Cuma

Fenerbahçe'nin Dopingle İmtihanı !

Geleceği dedikoduları ayyuka çıkmaya başladığında ihtimal vermiyordum, geldiğinde bile inanmakta zorlanıyordum. Dile kolay bir takım sporunda o an dünyanın en iyisi damgasıyla mücadele eden bir sporcu Fenerbahçemize geliyordu. Diana, takıma da taraftara da çabuk alıştı. Artık onun önderliğindeki Fenerbahçe için Final Four değil şampiyonluk dillendirilmeye başlanmıştı. 


Derken Diana'nın üst üste çıkmadığı maçlar, şüphe doğurmaya başladı. Önce sakatlık, hastalık, sonra hocayla tartışma, Birsel'le kavga hatta Penny ile ilişki iddiaları derken bir doping iddiası atıldı ortaya. İhtimal vermedim önce, hala da verdiğim söylenemez pek. Diana'nın güçlendirici içerikli madde kullanması ancak Messi, Usain Bolt gibi isimlerin kullanması kadar olası, yani neredeyse böyle bir ihtimal yok. Benim şahsi kanaatim sonuçlarda yüksek olasılıkla bir hata olduğu veya çok düşük bir ihtimal olarak kullandığı bir ilacın ya da maddenin içinde yasaklı modafinil maddesinin bulunduğu, kendisinin de bunun yasak olduğunu bilmediği yönünde. 


Sonuç olarak Diana'nın her iki numunesinde de yasaklı madde tespit edildikten sonra beklenen oldu ve Fenerbahçe Spor Kulübü, Dee'nin sözleşmesini karşılıksız feshetti. 
Şimdi anlama zorluğu çekenlere istinaden bazı konulara dikkat çekmek lazım;


1. Bazıları; bu olayı 2 sene önce Efes Pilsen de yaşanan olayla eş tutmuştur. Efes Pilsen olayında Türkiye'ye girmesi yasal olmayan, vücudun üretmesinin mümkün olmadığı ve kanda sıfırlanma süresi çok kısa olan bir maddenin maç günü kurayla doping testine tabi tutulan iki oyuncuda birden (birinde sınır değerin altında) bulunması söz konusu. Kurayla belirlenen iki oyuncuda birden vücutta doğal yollardan yer alması mümkün olmayan performans artırıcı maddeye rastlanması olayı tesadüf olmaktan çıkarıp organize bir durum ihtimaline götürüyor. 


2. Bazıları; A numunesi açıldıktan ve pozitif olduğu ortaya çıktıktan sonra, daha önce Pondexter'ın A numunesinin (+), B numunesinin ise (-) çıkmasına gönderme yaparak, Fenerbahçe'nin sonuçları etkilediği ve Diana'da da aynı yöntem izleyeceği iddiasında bulunmuş, ancak öyle olmadığını gördüklerinde de "Güçleri Buna Yetmedi" deme aymazlığını göstermişlerdir. Gözünü "Fenerbahçe Düşmanlığı" karartmış bu kişilere verilecek cevap yok malesef. 


3. Bazıları; kendi internet sitelerine akıllarınca "Bu gelmiş, bundan içmiş, bu yakalamış, bu da doping yapana 'istifa et' demiş" yazan komik olduğunu sandıkları girişler hazırlamıştır. 
Daha B numunesi açılmadan, dolayısıyla sporcunun suçluluğu kesinleşmeden “Taurasi’nin B numunesinde de bir değişiklik olmaz. Çünkü testleri gerçekleştiren laboratuvar, pozitif çıkan sonuçları birkaç kez tekrarlıyor. Taurasi normalde 2 sene ceza alır”  açıklaması yapan Turgay Atasü'nün istifaya çağrılma sebebinin doping olayının ayyuka çıkması değil, Basketbol Federasyonu Sağlık Kurulu Başkanı olmasını hiçe sayarak yaptığı hukuka aykırı açıklamalar olduğunu anlayamayan ve "Değil Türkiye'de Avrupa'da bile alanında otorite olan bir bilim adamı" olunca insanları suçsuzluğu kesinleşmeden yargılama hakkının edinildiğini de sanan kitleler de oluşmuştur.


4. Bazıları, süreç boyunca Fenerbahçe'nin olayı örtbas etmeye çalıştığını, bu yüzden basına açıklama yapmadığını iddia etmiştir. Oysa olayın resmiyet kazanması için izlenmesi gereken bir prosedür söz konusu olup bu prosedür gerçekleşmeden sporcunun zan altında bırakılması akla mantığa olduğu gibi hukuka da aykırıdır.


5. Son olarak bazıları; Fenerbahçe'nin doping karşıtı kararlı tavrı konusundaki samimiyetini ölçmeye yeltenmiştir. Bu tavırdakilere verilen en uygun cevapsa henüz suçluluğu kesinleşmemesine, tahkim ve CAS yolu açık olmasına, cezası belli olmamasına  ve söz konusu ismin "Dünyanın En İyi Bayan Basketbolcusu" olmasına rağmen, Fenerbahçe yönetiminin sözleşmesini derhal feshetmesidir. Fenerbahçe'yi samimiyet testine sokanların Hasan Şaş'ın doping cezası aldıktan sonra kaç sene Galatasaray forması giydiğini, Kerem Gönlüm'ün hala hangi takımın sporcusu olduğunu inceleyip ondan sonra kendi samimiyetlerini sorgulamalarını öneririm.



Bu forma için akıttığı her damla ter için Diana'ya saygılarımı ve şükranlarımı sunuyorum. Seni hep aşağıdaki gibi hatırlayacağız DEE!